İçeriğe atla
Hemoroid
Geri dön

Bitkisel Basur Tedavisi İşe Yarar mı? Bitkisel Basur Tedavi Yöntemleri

Kısa cevap: bitkisel yöntemlerin bir kısmı şikayeti hafifletmeye yardımcı olabilir, ama oluşmuş bir basur memesini ortadan kaldırmaz. Bir kısmı da doğrudan zararlıdır ve internette hâlâ tarifi dolaşıyor. Aradaki farkı bilmek, hangi çayın demleneceğini bilmekten daha önemli.

Bu sayfada üç şeyi ayırmaya çalıştık: neyin gerçekten yardımı dokunuyor, neyi bilmiyoruz, neyi kesinlikle yapmamak gerekiyor.

Bitkisel bir yöntemden ne beklemek gerçekçi

Hemoroid, makat çevresindeki damar yastıkçıklarının şişip sarkmasıyla ortaya çıkar. Bir çay ya da merhem bu dokuyu eski hâline döndürmez. Yapabileceği şey, ağrıyı ve kaşıntıyı bir miktar yatıştırmak, kabızlığı azaltarak damarların üzerindeki baskıyı düşürmek.

Bu küçük bir şey değil aslında. Erken evredeki şikayetlerin çoğu, tam da bu iki başlıkta (dışkının yumuşaması ve bölgenin rahatlaması) düzeliyor. Ama beklentiyi doğru kurmak gerekiyor: rahatlama başka, hastalığın geçmesi başka.

Bir de şu var. “Doğal” kelimesi güvenli anlamına gelmiyor. En ağır zehirlerin bir kısmı bitkilerden geliyor ve makat bölgesinin mukozası, koldaki deriden çok daha hassas.

Faydası makul olan, zaten önerilen şeyler

Bitkisel yolu tercih eden birinin yapacağı en işe yarar şeyler, aslında hekimlerin de ilk sırada söylediği şeyler.

Birincisi lif. Sebze, meyve, kurubaklagil, tam tahıl. Dışkı yumuşadığında ıkınma azalır, ıkınma azaldığında kanama ve sarkma azalır. Lifi birden bire artırmak gaz ve şişkinlik yapabildiği için yavaş yavaş çıkmak daha rahat oluyor. Yanında gün içinde bol sıvı almak şart; lifi artırıp suyu artırmamak kabızlığı düzeltmek yerine kötüleştirebiliyor.

İkincisi ılık oturma banyosu. Küvette ya da klozetin üstüne oturan leğende, ılık suda kısa süre oturmak. Ağrıyı ve makat kasındaki spazmı yatıştırdığı için okurlardan en çok olumlu geri bildirim gelen yöntem. İçine bir şey katmaya gerek yok, sade ılık su iş görüyor.

Üçüncüsü tuvalet alışkanlığı. Geldiğinde gitmek, gelmeden oturmamak, klozette telefonla oyalanmamak. Kulağa fazla basit geliyor ama etkisi hafife alınıyor.

Beslenme tarafını genişletmek isterseniz basura iyi gelen yiyecekler ve kabızlık neden olur, ne iyi gelir sayfalarına bakabilirsiniz.

Adı sık geçen bitkiler: ne biliyoruz, ne bilmiyoruz

At kestanesi, sarı kantaron yağı, meşe kabuğu, papatya, semizotu, keçiboynuzu… Bu isimleri zaten görmüşsünüzdür.

Ağızdan alınan bazı bitkisel venotoniklerin damar duvarına etkisi üzerine çalışmalar var, at kestanesi bunların en çok konuşulanı. Ama bu, market rafından alınan bir tozun ya da evde havanda dövülmüş bir çekirdeğin aynı işi yapacağı anlamına gelmiyor. Bitkisel ürünlerde etken madde miktarı üründen ürüne değişiyor ve evde hazırlananda hiç bilinmiyor.

Bölgeye sürülen lapalar ve yağlar tarafında ise elimizde ciddi bir kanıt yok. Papatya ya da meşe kabuğu gibi maddelerin bir kısmı temas dermatiti yapabiliyor; zaten tahriş olmuş bir bölgede bu kaşıntıyı artırıyor.

Dürüst cevap şu: bu bitkilerin çoğu için “işe yarar” da diyemiyoruz, “kesinlikle yaramaz” da. Bilinmezlik varken riski düşük tutmak mantıklı, yani ağızdan alınanı hekimine sorarak, bölgeye sürüleni ise mümkün olduğunca az.

Çaylar ve takviyeler: ilaç etkileşimi meselesi

Bitkisel ürünlerin en çok atlanan tarafı burası. İnsanlar “ilaç değil ki” diye düşünüp hekimine söylemiyor, oysa etkileşim gerçek.

Sarı kantaron bunun en bilinen örneği. Ağızdan alındığında karaciğerdeki ilaç metabolizmasını hızlandırıyor ve doğum kontrol hapı, kan sulandırıcı, antidepresan gibi ilaçların etkisini azaltabiliyor. Sarı kantaron pek çok yerde masum bir bitki gibi anlatılıyor; düzenli ilaç kullanan biri için değil.

Bir başka başlık, kabızlık için içilen bitki çayları. İçinde sinameki gibi uyarıcı laksatif etkili bitkiler olan karışımlar kısa vadede rahatlatıyor, sürekli kullanıldığında bağırsağın kendi düzenini bozup ishal ile kabızlık arasında gidip gelen bir tabloya yol açabiliyor. Kabızlık için tercih edilecek yol lif ve sıvı; çay değil.

Gebeyseniz, emziriyorsanız, kan sulandırıcı ya da tansiyon ilacı kullanıyorsanız ağızdan alınan hiçbir bitkisel ürüne kendi başınıza başlamayın. Ameliyat planınız varsa da kullandığınız her bitkisel takviyeyi cerrahınıza söyleyin; bir kısmı kanamayı artırabiliyor.

Kesinlikle yapılmaması gerekenler

Bu bölüm sayfanın asıl sebebi. Aşağıdakiler yaygın olarak tarif ediliyor ve hiçbirinin makul bir tarafı yok.

Zakkum. Süs bitkisi olarak her yerde görülen zakkum, kalp ritmini bozan glikozitler içerir ve zehirlenmeleri ölümcül olabilir. Yaprağı, sürgünü, kaynatılmış suyu, buharı; hiçbir biçimde, hiçbir bölgeye uygulanmaz. Eski metinlerde geçen “buharını makata tutmak” tarifi tehlikelidir ve bu sayfadan çıkarılmıştır.

Makat içine yağ, lapa veya pamuk yerleştirmek. Çörek otu yağı, zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, patates rendesi… Makat içi mukozadır, deri gibi korunaklı değildir. Sarımsak gibi maddeler temas ettiği yerde kimyasal yanık yapabiliyor. Yerleştirilen pamuk unutulduğunda ayrı bir sorun oluyor.

Yakıcı karışımlar. Tuz, limon, sirke, kireç suyu ya da içeriği bilinmeyen “eritici” merhemler. Basur memesini eritmiyor, mukozayı yakıyor. Yanık iyileşirken bıraktığı iz makat darlığına kadar gidebiliyor.

Dokuya müdahale. Bağlamak, kesmek, iğneyle delmek, yakmak. Ne olduğunu ve nasıl bittiğini basur patlarsa ne olur sayfasında anlattık.

Ruhsatsız satılan “bitkisel” karışımlar. İnternetten ya da sosyal medyadan satılan, içeriği etiketinde yazmayan ürünler. Bu tür ürünlere ilaç etken maddesi karıştırıldığı vakalar bildiriliyor. Bir ürünün ruhsatlı olup olmadığını Sağlık Bakanlığının ürün sorgulama sayfasından kontrol edebilirsiniz.

Bu listedeki uygulamaların ortak noktası şu: hepsi görünmeyen bir bölgeye, kontrol edilemeyen bir madde uyguluyor. Bir sorun çıktığında da fark etmesi günler alıyor.

Bitkisel yolu bırakıp hekime başvurmanız gereken durumlar:

  • Kanama devam ediyorsa ya da tekrarlıyorsa
  • Kan siyah, katran kıvamında veya kötü kokuluysa
  • Ateş, titreme, hızla büyüyen şişlik veya akıntı varsa
  • Ağrı oturmanızı ve uyumanızı engelliyorsa
  • Açıklanamayan kilo kaybı ya da dışkılama alışkanlığında kalıcı değişiklik varsa
  • 50 yaşın üstündeyseniz ve ilk kez kanama görüyorsanız

Bitkisel yolu deneyecekseniz makul bir plan

Önce tanı. Kanamanın basurdan geldiğini varsaymak, en sık yapılan hata. Makat çatlağı (anal fissür), polip ve başka hastalıklar aynı belirtiyi verebiliyor ve bunların bir kısmı beklemeye gelmiyor.

Tanı konduktan sonra ilk birkaç hafta lif, sıvı, ılık oturma banyosu ve tuvalet düzeni üzerine yoğunlaşın. Bu dört başlığı aynı anda yürütmek, tek tek denemekten daha çabuk sonuç veriyor. Ağızdan bir takviye kullanacaksanız aynı anda birden fazlasına başlamayın; bir şey ters giderse hangisi olduğunu bilemezsiniz.

Birkaç hafta sonunda kanama azalıyor, ıkınma ihtiyacı geçiyor ve oturmak eziyet olmaktan çıkıyorsa yolunuz doğru. Değişen bir şey yoksa ya da kanama sürüyorsa bitkisel yolda ısrar etmenin bir kazancı olmuyor. Sırada ilaç, poliklinikte yapılan işlemler ve gerekirse cerrahi var; hepsini hemoroid nasıl tedavi edilir rehberinde topladık.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.


Bu yazıyı paylaş:

Önceki Yazı
Basur Patlarsa Ne Olur? Kanama Varsa Ne Yapmalı?
Sonraki Yazı
Doktor Mevlüt Topbaş Hasta Yorumları